Close

Orta Ölçekli Firmaların Finansa Bakış Açısı Nasıl Olmalı?

Mayıs 16, 2017

Orta Ölçekli Firmaların Finansa Bakış Açısı Nasıl Olmalı?

Uluslararası şirketler (Unilever ve Citibank) sonrasında 10 seneyi aşkın süredir orta ölçekli değişik sektörlerdeki firmalara mali işler konusunda danışman ve yeniden yapılanma durumundaki firmalarda proje bazlı geçici CFO olarak rol alıyorum. Öncelikle her şirketin yoğurt yeme şeklinin farklı olduğunu belirtelim. Aynı sektörde, aynı zamanda iş hayatına başlamış 2 şirket nasıl olur da 5 sene sonra farklı boyutlarda ve finansal yapılarda olurlar sorusuna cevap vermek için iş anlayışlarını, kaynak bulma fırsatlarını iyi incelemek gerekir.

Orta ölçekli şirketlerin farkına varması gereken noktalardan birisi özellikle hesap-kitap olayına dikkat etmeleri şartı. Eskilerin kara kaplı kitaplarının yerine büyüyen işlem sayıları sebebiyle, excel benzeri bir hesap–kitap programı ve/veya ön muhasebe programı kullanmak şart.

0’dan başladığı bir noktadan ilk 3-5 senedeki hızlı büyüme heyecanı geçtiğinde, artık olgunluk aşamasının başında olan şirketler, ulaştıkları yeni boyutlarda artık farklı yönetim tarzlarına gerek duyarlar. Girişimcilik ruhu ile anlık çözümlerle bu cirolardaki şirketleri yönetmeye kalkarsanız, sonuç genelde “finansal sorunlar yumağı” olacaktır. Bu noktada ya elinizdeki kadroları eğitim yolu ile yeni yönetim şekline hazırlamalı ya da bu cirolarda yönetimi bilen tecrübeli yöneticilerle çalışmalısınız.  Aynı kadrolarla devam ettiğinizde çok fazla hata olduğunu görecek ve dolayısı ile ciddi maddi kayıplar yaşayacaksınız. Daha da önemlisi maalesef bunları gerçekleştikten çok sonra, finansal olarak fark edeceksiniz.

Ağırlıklı nakit takibi ile yönetilen başlangıç aşamasındaki şirketler orta büyüklüğe gelince halen aynı şekilde yönetilmeye devam edilirse finans ve muhasebe yapınız da ciddi bozulmalar olacaktır. Maddi kayıplarınızın farkına vardığınızda ise oldukça geç olacaktır.

Bir diğer nokta ise finansal kurumlarla ilişkileriniz. Bazı rakiplerinizin bankalara neden sizin ödediğinizden 3-4 puan daha az kredi faizi ödediğini ve bununla kendilerine muhteşem bir rekabet avantajı sağlayabildiklerini hiç merak ettiniz mi? Emin olun cevap sadece rakibin sermaye gücü değil.

Büyümenin de sağlıklı ve doğru şekilde olması şart. Unutmayınız insanlar için kan ne kadar önemli ise bir çeşit canlı organizma olan şirketiniz için de en önemli nokta kar yaratmasıdır. Ayrıca bu karın nakde dönüş süresi de bir o kadar önemlidir. Bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse; hammadde paketleme girdilerini aldınız, üretim yaptınız, stokta tuttunuz, sattınız ve paranın tahsilatını bekliyorsunuz. Oldukça uzun bir süre. İşletme sermayeniz ne durumda? Elde edeceğiniz karın kasanıza girmesi ne kadar uzun bir süre? Ve bu arada aylık sabit masraflarınızda hiçbir duraklama yok.  Hiç hesapladınız mı? Hesap derken detaylı hesaplamadan bahsediyorum, kâğıt üstünde girişimci şirketlerdeki gibi kâğıt üstünde çiziktirmekten bahsetmiyorum. Bu büyüklükte artık düzenli bir raporlama sisteminizin olması ve bu çıktıları kontrol ettiğiniz toplantılar yapılmalı.

Maalesef çoğu şirkette şahit olduğumuz şey, başlangıç aşamasında gerçekten çok önemli olan özgüven, detaylı incelemeler gerektiren büyüklüklere ulaşıldığında engel olarak karşımıza geliyor. İflas pozisyonunda duyulan laflardan biri ise “biz kar ediyorduk ne oldu ki”. Bu noktada sorulacak bazı sorular var; “İşletme sermayesi yönetimi yaptınız mı?” ve “Nakde dönen kar ne idi?”. O işlere muhasebe, finans bakıyordu gibi bir cevap ise doğru değil.

Kurumsallaşma konusuna da değinmeden geçmeyelim. Sürekli takip ettiğiniz düzenli bir raporlama sistemini kurduğunuzu varsayalım. Bunun arkasından bu raporların değerlemesinin yapılması çok önemli. Ayrıca profesyonel kadrolarınızla şirketinizin kurumsallaşma çalışmalarınıza başlamış olmalısınız. Evet, bunlar birer masraf mı, kesinlikle. Ancak sizin gelecekteki finansal çukurlara girmenizi engelleyecek hamlelerin de bunlar olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Denetlenme, risk yönetimi gibi konularda geldiğiniz büyüklükte takip edilmesi ve bir masa etrafında profesyoneller ile belirli aralıklarda düzenli olarak incelenmesi gereken konulardır.

Bu yazımızı şöyle bir nokta ile bitirmek istiyorum. Her iş sahibinin etrafında danışman olarak da çalışan kişiler mevcut. Onlarla sadece yediğiniz yemekte duyduğunuz tavsiyeleri, direk uygulamaya başlamayın. Ne güzel para ödemeden danışman kullandım felsefesi size pahalıya mâl olabilir. Her çözüm ya da her yöntem her şirket için aynı derecede uygulanabilir veya faydalı olmayabilir. Şirketlerdeki gözlemlerim de bu tip saniyelik tavsiyelerle hazırlanmış ancak hiç kullanılamamış oldukça fazla program yazdırıldığını gördüm. Unutmayınız, raporların hazırlanması oldukça zor ve maliyetli, ancak onun takibi ve günlük karar verme aşamalarında kullanılması çok daha zor ve uzmanlık gerektiren bir konudur. Tam da bu noktada bu raporların hazırlanması ve değerlendirilmesi için yapacağınız yatırımlar emin olun ki  ileride size çok daha büyük karlar getirecektir.

 

Expertera Uzmanı Metin Bey

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir